Bütün bu soruların yanında,
bildiğimizi sandığımız ya da aslında hiç bilmediğimiz bazı
gerçekler vardır. İşte 'sorun yok' sandığınızda, ilişkileri
çıkmaza sokan beli başlı yanlışlar...
YANLIŞ:
Eski partnerinize karşı hala güçlü hisleriniz varsa, yeni
partnerinize aşık olamazsınız.
Bu aslında yanlış bir tez. Çünkü insanlar yaşamları boyunca birden
fazla kişiye aşık olabilir. Eski partnerinize karşı hala güçlü
hisler besliyorsanız, bu sizin kabahatiniz değil. Bu belki de yeni
partnerinizde bulamadığınız ve alışkın olduğunuz bir takım
özelliklerle ilgilidir. Bu sizin yeni partnerinize aşık
olamayacağınız göstermez.
YANLIŞ:
Doğru insan' ile karşılaşınca bunu kesinlikle anlarsınız.
Bir partiye katılırsınız ve salonun öbür ucunda ayakta duran ve
gözlerinizin içine bakan kişiyle birbiriniz için yaratıldığınızı
düşünürsünüz. Peki ya buna inanıp ta sonradan yanıldığını
görenler? Tanıştığınız birinin sizin ruh ikiziniz olduğunu düşünüp
te hemen harekete geçmeyin, yanılma ihtimaliniz çok yüksektir
çünkü.
YANLIŞ:
Evlenmeden önce birlikte yaşamak, aranızdaki bağı sağlamlaştırır.
Çiftlerin yüzde 50'si evlenmeden önce birlikte yaşıyor. Fakat bu,
boşanma oranını düşürmüyor. Hatta araştırmalar, evlenmeden önce
aynı evi paylaşanların boşanma oranlarının daha yüksek olduğunu
gösteriyor.
YANLIŞ:
İdeal erkeğiniz birçok açıdan size benzer .
Evlilik uzmanları, etnik, dini ve başka benzerliklerin, uzun
süreli ilişkilerin anahtarı olduğunu söyleseler de, bu gerçek
değil. Bir ilişkinin süresi, ortak amaçlar ve birbirini tamamlayan
karakterlerin buluşmasından geçiyor.
YANLIŞ:
Eşinizi seçerken gözü doymuş birini seçmek daha doğrudur.
Kadınlar, hayatlarına giren erkeklerin kendilerinden önceki
yaşamlarını dolu dolu yaşamalarının avantaj olduğunu düşünürler.
Bundan emin olmayın, unutulmaması gereken bir nokta var ki, huylu
huyundan vazgeçmez...